"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Aslında Aşk da Yok



 Yaş günümde onunla şık bir restorandayız. Hiç unutmamış bugünü, çok önceden yer ayırtmış, hazırlanmış... Evim de, ofisim de çiçeklerle doldu. Yüzlerce çiçek, hem de en sevdiklerimden... Ne denli ince bir adam bu. Yemekte ona sevgiyle bakıyorum... Bu gece iyice sarhoş, onu ilk kez bu denli sarhoş görüyorum. ''Seni çok seviyorum'' derken, cebinden küçük bir kutu çıkarıyor. Kutuyu açıyorum, bir an gözlerime inanamıyorum, pırlantalı bir yüzük bu, alyansa benziyor, yoo benzemiyor, bu alyans. İçimden ne sevinç, ne hüzün geçiyor... ''Bu ne?'' diyorum. ''Artık nasıl yorumlarsan'' diyor. ''Ama, alyansa benziyor bu.'' ''Olabilir'' ''Saçmalama, biz evli değiliz ki.'' ''Ne olacağımızı bilmiyorum, ama bunu takmanı istiyorum, ellerin boş olunca sanki... Çok serbestmişsin gibi değil mi? Oysa parmağında bu varken, benim kadınımsın işte.'' ''Senin kadının mıyım?'' ''Evet, benim kadınım olmanı istiyorum... Çamaşırlarımı sen yıka, yemeğim senin elinden çıksın, hep benimle ol... Yalnız bir yerlere gitmen gerekirse anlasınlar onlar da, o pis herifler de, senin bir sahibin var.'' ''Sahibim mi var?'' ''Evet, anlamıyor musun, seni nasıl sevdiğimi, ben sana aşık oldum, artık bensiz hiçbir şey yapmanı istemiyorum, seni kıskanıyorum, bu yüzüğü tak sevgilim, seni ben koruyayım, savunayım... O pis herifler... sana... yaklaşmasınlar... Ben varım artık. Ve benim de dünya güzeli bir kadınım var... İşte aşk bu...''
     Donmuşum... Öyle kalmışım. Ey yüce alkol, sen neler becerebiliyorsun... ''İşte sizin aşkınız bu'' diyebilmişim...
     Aynı o ölüme yaklaşılan anlar gibi bir saniye içinde gözümden tüm yaşamım geçiyor. Ve geleceği de görüyorum.
     Yerimden yavaşça doğruluyorum, yüzüğü yavaşça tabağın kenarına koyuyorum. Bir süre gülümseyerek yüzüne bakıyorum ve ''Hadi bana eyvallah'' diyorum...

     Arabama binip de yola koyulana dek geçen zamanı hiç anımsamıyorum. Ama evime doğru giderken ıslık çaldığımı duyuyorum...

Hiç yorum yok: