"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

21 Ağustos 2012 Salı

Beyan-ı Menazil



Velhasıl biz
buz gibi rakılarımızı doldurduğumuz çay bardaklarında
güzel günlerin hatıralarını yüzdüren
sıradan insanlardık

geçmiş yüzyılların korkunç
ve ahşap mahalleleri yok eden yangınları misali
iyi kısımlarımızı alev alev
ihtiyaç hasıl olduğunda kendimiz yakardık

elimizde yarım ekmek arası birşeyler varsa
bir ziyafet iştahıyla ısırarak
gurub vaktini daha kolay beklerdik

üstelik
sevimli istavritler
veya külhani lüferler hasbıhallık ediyorsa akşam soframıza
çay bardakları daha şen çınlardı
diplerinden birbirine vurduğumuzda

arkadaşımızın romatizmasına
meteoroloji tahminlerinden daha fazla değer verir
ilk damlaların düşmesiyle havaya yayılan toprak kokusuna
ekmek gibi iç çeker
ve yağmurlarda ıslanmayı severdik

...

yani biz
yanık kokusunu farkedip mangalın üzerinden aldığımız bir dilim ekmeği
kararmış yerlerini bıçakla kazıyarak ağzına atan
ve sohbetin en cafcaflı yerinde atılan kahkahalar daha denize düşmeden
derinden gelen klarnetin sesiyle gözleri dolan
gayet sıradan insanlardık

ve gayet sıradan insanların yapacağı gibi
yeri geldiğinde kimseye göstermeden
hıçkıra hıçkıra ağladık…

Hiç yorum yok: