"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Kötü ve bulaşıcı bir hastalıkla karşı karşıyayız ey okur!



“Çığrından çıkmış bir zaman bu!” (Hamlet)

Beyinde düşünce üreten ve akıl sağlığını besleyen algı yollarının mikroplar tarafından tıkanması sonucu oluşan enfeksiyon, hastalığın ilk belirtisini oluşturuyor. Bu mikroplara gerekli müdahale yerinde ve zamanında yapılmadığı koşullarda önce beyin cidarlarında çatlaklar oluşmaya, çatlaklardan beyne sızan mikroplar da düşünce sürecini sekteye uğratmaya başlıyor sonra. Bir adım ötesi vahamet sinyalidir. Zira söz konusu mikroplar, düşünce ile akıl arasındaki ilişkiyi sağlayan algı merkezinde temassızlığa yol açarak tüm devreleri yakıyor ve merkez işlevini yitiriyor. Devreler yanıp da algı merkezi bedbaht oldu mu, sıkıntı da başlıyor demektir. Aklın felçleşerek kötürüm olduğu; akıl sağlığı denilen mefhumun ortadan kalktığı ilk an bu aşamadır. Mikroplar gözenekleri öyle tıkamıştır ki, akıl anlam dışı semptomlar üretmeye başlayarak akıl dışı bir hal almaya başlar.

Misal, ortalıkta yıkık altında kalmış bir ceset mi gördünüz? Öyle pek de matah olmayan sıradan bir akıl bu duruma vah tüh edip insani tepki verirken, mikropların hücumuna maruz kalmış akıl, akıl dışı semptomları dürtülediği için “işte özlenen tablo”, “ilahi adalet”, “herkes hak ettiğini bulur” gibi Van’dalca sevinç çığlıkları atmaya başlar. Nereden çıktığı anlaşılmayan o bed ses, çığlık sahipleri dışında herkesi ürkütür. Ürkmenin haricinde eline kızılcık sopası almak isteyenler son derece meşrudur.
Hastalığın ikinci aşaması izan ve vicdan süzgeçlerinin tıkanmasıdır. Bu, mikropların bünyeyi yavaş yavaş ama etkili bir şekilde teslim aldığının ve o bünyeyi yönetmeye başladığının en net belirtisidir. O denli iyi yönetmektedir ki, misal bir yönetici çıkıp, “kapasitemizi görmek için dış yardımı kabul etmedik” deyip insanları pişkince göçük altında ölüme terk ettiğinde, izan ve vicdan süzgeçleri tıkananların algı kapasitesi, yöneticinin algı kapasitesinin altında tarumar olur. Aklı felç olmuşların dışında herkes böyle bir akla şaşırır. Şaşırmanın dışında öfkelenenler son derece haklıdır.
Mikropların hâkimiyetine geçen bünye için tehlike çanları çalmaya başlıyor demektir ki hastalığın üçüncü evresidir bu. Artık beyin tüm işlevini yitirmiş bir şekilde fotosentez bir hayata doğru sizi itmektedir. Cismen ölü değilsinizdir belki ama fikren ve zihnen bir ölüden daha beter bir durumdasınızdır. Artık aklınızı, algı ve düşüncelerinizi işgal etmiş mikroplar giderek kişiliğinizi, oradan ruhunuzu ve peyderpey tüm hücrelerinizi sarıp sarmalayarak sizleri başka bir varlığa doğru iter. İnsani hiçbir vasıf yerine getirilemediği için bu hastalığı yaşayanlara başka sıfatlar takılır. Hangi sıfatların takılması gerektiği hususunda literatür herkesi özgür bırakmıştır. Ama o sıfatın “insan” olmadığı kesindir.
İnsani vasıflar yitince geriye bir şey kalmamaktadır ey okur!
Geriye kalan kayboluştur. Zamanın içinde tutsak bir bilincin aidiyetini yitirmesi, benliğini kaybetmesidir! Artık zamanın herkes için hakikaten çığrından çıktığının resmidir bu. Andre Gide’in deyimiyle, “onurunu yitirmiş bir çağdır bu!”[1] Onurunu yitirmiştir, çünkü ne nemen bir mikroptur ki, ölüler cumhuriyetine dönen kentte, ölülere bile saygı gösterilemeyecek aşamaya getirmiştir herkesi.
Yanmış, yakılmış, yerlerde sürüklenerek şehrin içinde dolaştırılmış cenazelere; o cenazeleri gömebilmek için almaya çalışan ailelerine; ailelere o cenazeleri vermeyen devlet görevlilerine bakıp sevinç çığlıkları atabilecek bir onursuzluğun, felçleşmiş bir vicdanın, akıl dışı bir barbarlığın içine itmiştir. Sonra bir gün bir yerde Antigone oyununu izleyince, “ne güzel oyun yapmış adam bravo” diyerek alkışlayacak denli şuursuzlaştırmıştır.
Bu ne menem bir mikroptur ki, bir ölünün daha ne kadar öldürülebileceğinin hesaplarını yapmakta; bir zelzeleden kendi kapasitesini ölçmeye çalışmaktadır.
İşte asıl büyük zelzele budur ki, mikroplar bu zelzelenin görülmesini de engellemektedir ey okur!
[1] Hamlet’in, “çığrından çıkmış bir zaman bu” sözünü, Andre Gide, “onurunu yitirmiş bir çağdır bu” diye okumaktadır.

Hiç yorum yok: