"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Kırmızı Kahverengi Defter


Biz neden kendi zamanlarımızı yaşayamıyoruz, niye hep başka zamanlar ve hep başka kendimiz? Ne bu ertelenen, bir tansık olma dileğiyle -tansığın olmasını beklemek değil, özün tansığa dönüşmesini ummak- ben'i ve biz'i tansık yapmak arzusu? 'şimdi'nin karanlığı daha ne kadar üretilecek? Bu karanlıktan beslenen ruh kurtçukları daha ne kadar maledecek bizleri kendilerine? Bu kurtlar içten içe daha ne kadar uluyacaklar? Bu görünmez salıncakta daha ne kadar sallanacağız? "aya dokunmak istiyorum" tümcesini sessiz bir çığlık olarak yineleyerek. Bu huzur için çığlıklar ne köpekler toplumunda, kim duyar? Çığlıklar neden bu den sessiz? Bu balıkhaneler bu kancalar niye varlar, yüzlerimiz neden yüz, bedenlerimiz niçin balık öyle asılı dururken ve dönerken ağır aksak?

1 yorum:

BERIL dedi ki...

Merhaba, blog unuzu çok beğendim ve "bu siteye katıl" butonundan takipçi olmak istiyorum. Sizi de kendi blog umda takipçi olmaya beklerim :)

http://momsblognote.blogspot.com/