"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

10 Ağustos 2012 Cuma

Sylvia’s Death



Ah Sylvia, Sylvia bir tabut dolusu taş ve kaşıkla iki çocuk, iki meteorla
küçük bir oyun odasında başıboş geziniyorsun.
Çarşaftaki ağzınla,çatıdan gelen huzmeleri içinde,dilsiz duanın içerisinde,
 Sylvia, Sylvia devonshire’dan bana yazdıktan sonra,patates yetiştirmekve arıcılık yapmak hakkında,
nereye gittin?

Neye tutundun,
ve nasıl içine yatıp uzandın?

“Hırsız-nasıl içine doğru süründün?Yalnız başına emekledin ölüme doğru,benim uzun zamandır çok fazla arzuladığım?”
 Ölmek için ikimizin de çok geç kaldığını söylemiştik,
o bizim sıska göğüslerimizin üzerine
giyindiğimiz şey,
o bizim her zaman sıkça bahsettiğimiz şey.
 Boston’da üç ekstra sek martini devirdik
psikanalistlerin ve tedavilerin bahsettiği ölüm mü,
entrikacı gelinler gibi adından bahsedilen ölüm mü,
içtiğimiz ölüm,
güdüler ve sessiz hareketler mi?
 Boston’dayken taksilerde ölen gezinti, evet yine ölüm,
sevgilimizle eve giden ölüm.

Ah Sylvia, uykulu davulcuyu hatırlıyorum
gözlerine eski bir hikayeyle vuran,
nasıl istemiştik onun gelmesini
bir sadist ya da bir new york perisi gibi
işini yapmak için,
bir ihtiyaç, duvardaki bir pencere ya da karyola gibi
ve beklediği zamandan beri
kalbimizin altında,yük dolabımızda,
ve şimdi onu yüklüğe kaldırdığımızı görüyorum.
yıllar yıllar sonra, eski intiharlar.
ve anlıyorum ki senin ölüm haberindeki tad
korkunç, tuz gibi,

ve ben,
ben de.
ve şimdi, Sylvia,
sen yine,
ölümle yine,
sevgilimizle eve giden.

ve sadece diyorum ki
o taştan yere uzanmış kollarımla,
senin ölümün nedir ki
eski bir aidiyetten başka,
şiirlerinden birine düşen
bir köstebekten başka?

ah arkadaşım,
ay kötüyken,
kral gitmişken,
kraliçe aklının sınırındayken
sopa böceği şarkı söylemeli!
oo küçük anne, seni!
oo tuhaf düşes!
oo sarışın şey.”

2 yorum:

Arkaik Harfler dedi ki...

sylvia plath kadar dokunaklı bi şiir

Diamanda dedi ki...

Anne Sexton tarzı sylvia gibi samimi