"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

24 Eylül 2012 Pazartesi

Abélard * Héloise




1079 yılında Nantes yakınlarında doğan Abélard gençliğinde felsefe ile ilgilenir. Eğitimini sürdürmek için Paris'e gider, dinbilim dersleri alır ve konuşmaları ile Paris'i adeta fetheder.


37 yaşında iken 12. Yüzyılın sıradışı kadınlarından; akıllı, eğitimli, güzel, Héloise ile tanışır. Héloise o sırada 15 yaşındadır. Felsefe eğitimi ile başlayan bu tanışıklık tutkulu bir aşka dönüşür ve Héloise 1118'de bir erkek çocuk doğurur. Gizlice evlenirler.


Héloise evliliğin Abélard'ın filozof kişiliği ile bağdaşmayacağını düşünmektedir. Héloise'ın dayısı Fulbert gayrimeşru çocuk doğurduğu gerekçesi ile (kimilerine göre yeğeninde gözü de vardır) çifte karşı son derece acımasız eleştirilerde bulunur ve onları taciz eder.


Abélard karısını Fulbert'ten korumak için bir manastıra gönderir. Karısını korur, ama kendisini koruyamaz...


Fulbert bir iddiaya göre kendi elleri ile Abélard'ı hadım eder. Abélard'ın tüm eserleri mahkeme kararı ile yakılır. Abélard rahip, Héloise rahibe olmuştur. Bu olaydan sonra Abélard ve Héloise birer küçük manastıra sığınırlar. Hayatlarının geri kalan bölümünde birbirlerine eşsiz aşk mektupları yazarlar. Ama bir daha hiç kavuşamazlar.... 


Mektuplardan bölümler...


"Elin... elin değmiş bu mektuba. 

Teşekkür ederim; bana yazmamışsın ama. 
Aşık olduğum elin. O aşka susamışım. 
Hakkım var o elin yazdığı mektubu açmaya. 
Bir zamanlar, gövdesini gövdeme kattığım birine, 
Rol mü yapayım, ketum mu davranayım?
Gecenin doruklarında dört nala koşturmuştuk bedenlerimizi, 
Daha da doruklara çıkmıştık doğan güneşlerle. 
Bırak, sana ait herşeye, sadakatle üzüleyim. "

Hiç yorum yok: