"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

4 Eylül 2012 Salı

Akıl ve Esaret

İnsan aklın esiri oldu da mı doğadan koptu yoksa doğadan koparken mi aklın esiri oldu ya da her ikisi eş zamanlı olarak gerçekleşirken zorunluluk ilişkisi sonucu bir diğerine mi neden oldu bunun çok da önemi yok, gerçek şu ki çağımızda insanlık aklın esiri olarak doğadan kopmuş ve esiri olduğu aklın cilvesiyle büyük bir akıl tutulması yaşamaktadır. Doğadan kopuş canlı ve çevre ilişkisini bozunca insan kendini doğanın ve çevrenin üzerinde görmeye başlamış diğer canlılarla ve çevreyle kurduğu nedensellik ve karşılıklı gereklilik bağını yitirmiş adım adım yozlaşan bir türe dönüşmüştür. Yani insan aklın tuzaklarına kapılarak evrensel akıl üzerine kurulmuş bir sistemin kölesi olmuş doğayı köleleştirirken kendisini de köleleştirdiğini ayırdedememiştir. İnsanın günümüzde evrensel aklın (uygarlığın) yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kaldıkça yeniden evrensel bir akıl üzerinden bu duruma bir çözüm oluşturmaya çalışmasına baktıkça çabasının ne denli nafile olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı? 
Çözümsüzlüğe çözüm üretme iddaasında olanlara, ultra akıllılara “iyi ama nasıl olacak bu iş, alternatifiniz ne” diyenlere verilecek akıllı bir cevap olmasa da çözüm sanıldığı kadar uzak ve imkansız değil. Aklı zorlayarak ultra analitik kuramlar oluşturmak yerine yakın/uzak geçmişe uygarlık öncesine, hatta günümüzde halâ hayat tarzını korumaya çalışan Amerika, Afrika, Asya ve Okyanusya kıtalarındaki avcı toplayıcı topluluklara dönüp bakmamız yeter. Uygarlığın bize sunduğu “sınırsız ihtiyaçlar ile sınırlı kaynaklar”a dayanan paradigmanın kısır döngüsü tam da bu akıl tutulmasının başladığı yerdir. Önce buradan başlayarak gerçekten hayatta kalmak ve mutlu olmak için nelere ihtiyacımız olduğunu aklımızı sistemin dışına çıkartarak düşünelim o zaman aklımızın esiri olmadığımızı tersine o aklın işe yaradığını göreceğiz. Bu şekilde göreceğiz ki toplumun ve aklın esiri olmamış bir yerli yaşamını ve buna bağlı faaliyetlerini önce düşünüp sonra ona göre planlamaz evrensel aklın, gündemin dayattığı trendlerin esiri olmaz, zaten o doğanın içindedir ve yapması gerekenleri çok kesin çizgilerle bilmektedir o yaşadıkları üzerine düşünerek yanlışlarını tekrarlamamaya çalışır ve aklını olması gerektiği yere (sisteme değil) özgürlüğünün emrine verir.

Hiç yorum yok: