"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

3 Eylül 2012 Pazartesi

Bazen boş ve kısa kelimeler uzun zaman kapladılar.

İnatlaşmak istemiyorum dünya!!!..

Birbirine benzeyen günlerim ben farkına bile varamadan siliniyor. Ama istemediğim biçimde.

Yeni hatlar çizmek zormuş, hele de kendine yakın bir yerin yoksa. Susmak, konuşmamak, anlatmamak, devam etmek.

İster uzak ister yakın. Sıcak ya da buz gibi. Belki öbür ucunda dünya; öbür tarafında belki.

Ama ellerim donarken, ama kalbim ısınırken; ama herşeyi bırakarak sonunda.

Sana hiçbirşeyi anlatmaya çalışmayacağım. Her yol kaybolmak için uzanıyor ve sen de kendini arıyorsun. Tıpkı benim gibi.


Bin cevap versem de o bir damla ışığı yakamıyorum. Oysa bütün suçlarına tanık oldum. Yüzünden akmak üzere sular taşıdım kalbin için yine de. Uzaklara yazdım. Çok uzaktı oralar. Beni hep başka biri sandın. Siyahtım; gece de siyahtı. Sevmediğin hüzünlerin de, hepimiz siyahtık. Dünyanın kızıydım ben de, onun gibi karaydım.

Hiçbir ölüm bu kadar güzel olamaz sandın. Ama daha güzel ölümler de yaşadın aslında; daha da güzel ölecektin...

Sana değil, çizdiğim suratlar bana benzemiyor diye kızıyorum.

Odamdaki tuhaf zaman hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor şimdi.

Yine uzaklara yazıyorum

ve gerçekten çok uzak oralar...

Hiç yorum yok: