"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

11 Eylül 2012 Salı

TUTUNAMAYAN GÜZEL


 - "Romy Schneider gelmiş geçmiş zamanların en güzel tutunamayanı. Onun gözleri, sanırım bir kadına yakışabilecek hüznün en mahrem tecelligâhı. Önce aşk acısı, sonra evlat acısı. Tutunamayışın, düşüşün, zayıflığın, güçsüzlüğün simgesidir. Kadın asaletinin simgesi. Bu yüzden güzeldir." (D.C)



Çıplak olarak ölü bulunduğunda Romy Schneider'ın avucunda sıkışmış bir kağıt parçasından babası Wolf Albach-Retty'nin bir zamanlar kendisine yazıp bir yaş gününde hediye ettiği şu sözler okunuyordu:
— "Steck deine Kindheit in die Tasche und renne davon, denn das ist alles, was du hast!"
Kısaca anlamı şu:
— "Çocukluğunu cebine sıkıştırıp kaç buralardan, çünkü sadece senin olan tek şeydir o!"

                                                                 * * *
İçine düştüğü gayya kuyusundan bir türlü çıkamayan, ne eli yüzü... her yeri yara bere içindeki yavrusuna bir baba bundan başka daha ne söyleyebilirdi?
Tam da rüya ile riyanın kesiştiği o noktada. Şöhretin zirvesinde.
Umudun yinelenişi.
Ufkun çizilişi.
Yolun.
Tutunamayanlara çığlık.
Gelmiş geçmiş zamanların en güzel tutunamayanına...
Romy Schneider'e...
Ne ki Orson Wells'in yönettiği ünlü Le Procès'deki (1961) şımarık kıza değil, Visconti'nin Boccacio '70'indeki (1961) mahzun dilbere...
Schneider'ın gözleri, sanırım bir kadına yakışabilecek hüznün en mahrem tecelligâhı...
Önce aşk acısı... sonra evlat acısı...
Onunkisi kendine bir türlü ulaşamayan bir kadının hikâyesiydi.
Kafka'nın Şato'su gibi. Kendine bir türlü ulaşamaz. Ne kadar yaklaşsa, o kadar uzaklaşır kendinden.
Penceredeki kadındır o! Camdaki kadın...

Pierre Granier-Deferre'in yönettiği filmdeki naif kadının ta kendisi!
Gerçekte bir ideolojiye, bir fikre, bir çıkara değil, sadece aşka inanan bir burjuva kadınının trajedisi... tüm yalınlığıyla....
Brigitte Bardot'nun tam da karşıtıdır bu yüzden.
Biri ne kadar beden, ne kadar şehvet, ne kadar et ise, diğeri de o kadar göz yaşıdır... mahzâ hüzündür... biteviye kaybediştir...
Tutunamayışın... düşüşün... zayıflığın.... güçsüzlüğün simgesidir Romy Schneider.
Kadın asaletinin simgesi...
Bu yüzden güzeldir.
Bir türlü çocukluğunu cebine sıkıştırıp yollara düşemez.
Yenilir. 
                                                              * * *
Hâl bu ise ey talib, ne diyebilirim ki sana?
Bir daha dene, pes etme, dünyaya inat sıkıştır çocukluğunu cebine kaç buralardan!
Hicranın kadrini bil, firak deyû çığlık atmak yerine ızdırabınla yüzleş.
Hasretinle.
Salaş bir cafenin kuytuluğunda.
Kankırmızı bir cafenin...
"Hasretim!" de, "insanın nefesine."
Yaratıcının nefesine.

Hiç yorum yok: