"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

23 Ekim 2012 Salı

Bağışla Beni Anna Maria ..


Yokluğunda;
kapıma dayanan azrailin giydiği o kırmızıydı ölüm (..)

...
Şimdi asılıyor, hayatıma giren tüm kadınlar gözümün önünde
bir sürğün kasabasında ki o küçük çocuğun gözyaşları damlarken toprağa -
o yere düşüp dağılan gözyaşları gibi yerlerin dibine vuruyor ruhum ..
Sessiz (..)

Kimi sevsem, celladı oluyordum ..
Kimi sevsem, sevişmelerin o en kuytu yerinde olmayacak çocuklarımın kalbimi sıkıp parçalamasına izin veriyordum asıl ..
Kimi sevsem, ihanet ediyordum kendime ..
Kimi sevsem, ölüm uykularımda asıyordu - sevdiğim tüm kadınları ..
Kendime Tanrı'ca cezalandırılmış bir cehennem gibi bakıyordum ..
Ama sen ..
Sen ..
Anna Maria ..
Bir kitabın ön sözünü okur gibiydin gözlerimde -
Ruhumdan, kalbime akıyordun (gizlice)
Bu yüzden en çokta seni sevmiştim ben ...
İşte onca kalabalığın içinde yüzü toprağa ağlıyan o benim yüzüme bakıp ; en çokta benim ölüm saçan kokumu sevmiştin ..
Nefessiz kalan ruhumdan çok, seni özlüyorum o dar ağcında olduğun kalbini ..

Bağışla beni ..
Bağışla Anna Maria ..
Ardı dönük eli kanlı soğukluğumu bağışla sevğilim (..)
Şimdi saçlarımı okşuyor Tanrı;
Bedenimdeki iç kanamalar, silik bir kırmızıya çağırıyor intihar norlarımı -
kokumuz zehirli atıklara karışıyor bak, birbirine geçiyor herşey ..
Sen çıkıyorsun içimden Anna Maria ..


'' .. Ruhum şimdi ebedi eşikten geçen ölümle, kendi çölünde dikenlere takılmış bir bez parçası ..
Rüzgar hangi yöne savurursa beni o cehennemde seni yaşatmak için yaşayacağım Anna Maria (..)


Hiç yorum yok: