"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Size başımdan geçen bir olayı anlatacağım:



 Henüz yeni evlenmiştim. Belaların her türlüsü bizi buldu. Öylesine bıkkındım ki her şeye son vermeye karar verdim. Bir sabah şafak sökmeden önce arabama bir ip koydum. Kendimi öldürmeyi kafama koydum. Yola koyuldum. Dut ağaçlarıyla dolu bir bahçeye vardım. Orada durdum. Hava henüz karanlıktı. İpi bir ağacın dalı üzerine attım; ama tutturamadım. Bir iki kere denedim ama kar etmedi. Ardından ağaca tırmandım ve ipi sımsıkı düğümledim. Sonra elimin altında yumuşak bir şey hissettim: Dutlar. Lezzetli, tatlı dutlar. Birini yedim. Taze ve suluydu. Ardından bir ikincisini ve üçüncüsünü. Birdenbire güneşin dağların zirvesinden doğduğunun farkına vardım. O ne güneşti, ne manzaraydı, ne yeşillikti ama! Birdenbire okula giden çocukların seslerini duydum. Bana bakmak için durdular. "Ağacı sallar mısın?" diye bana sordular. Dutlar düştü ve yediler. Kendimi mutlu hissettim. Ardından alıp eve götürmek için biraz dut topladım. Bizim hanım hala uyuyordu. Uyandığı zaman dutları güzelce yedi. Ve hoşuna gitti. Kendimi öldürmek için ayrılmıştım ve dutlarla geri döndüm. Bir dut hayatımı kurtarmıştı.

Hiç yorum yok: