"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

30 Kasım 2013 Cumartesi

" Bunların hepsini okudun mu?"


Paris‘te Walter Benjamin‘in evine röportaj yapmaya   giden bir muhabir, Benjamin’in çalışma odasında yeni alınmış koli halinde birçok kitap görür ve biraz alaycı bir şekilde  “Tüm bu kitapları okuyabilecek vaktiniz olduğuna inanıyor musunuz?” diye sorar.
Benjamin de muhabire şöyle cevap verir “Kitaplar yalnız okunmak için değil, aynı zamanda birlikte yaşamak içindir de.”

1-Uçurum misali.. Lyon Aşıkları


Lyon Aşıkları intihar tarihinin en ilginç olaylardan biriydi kuşkusuz. 1770 yılında yaşanan olayın kahramanları Faldoni ile Theresa isimli iki sevgilidir. Faldoni, yakın zamanda öleceğini öğrenir. Durumu öğrenen sevgilisi Therese, onsuz yaşayamayacağını düşünür ve iki sevgili birlikte ölmeye karar verirler. Her ikisinin de kalplerine bir tabanca doğrulmuş ve tabancanın tetiklerine bağladıkları ipin diğer ucu sevgililerin ellerine bağladır. İki sevgili ellerini kavuşturmak için birbirlerine uzattıklarında silahın tetiği çekilir ve genç sevgililer beraberce ölüme giderler. Olay hem yankı uyandırır, hem hayranlık. Rousseau ‘Julie, or the New Heloise’ isimli kitabında “Sıradan dindarlık bu işte yalnızca bir cinayet görür, duygu hayran kalır ve akıl suskundur” diye yazar Lyon Aşıkları için. 1783 yılında ise Fransız yazar Nicolas-Germain Léonard ‘Therese ve Faldoni’ isimli romanında anlatır onları. Onlarca insanı intihara sürüklemiş, intiharı neredeyse bir modaya dönüştürmüş olan ‘Genç Warther’in Acılıarı’nın olaydan sadece dört yıl sonra yazılmış olması, Avrupa’da ki intihar salgınları ile dönemin romantik edebiyatı arasındaki ilişkiyi belgeler niteliktedir.

28 Kasım 2013 Perşembe

Edebiyat tarihinin en iyi 100 giriş cümlesi :


"ilk cümleyi bir bulsam gerisi su gibi akacak.."
www.stylist.co.uk sitesi, kendilerine göre “en iyi ve en ikonik” giriş cümleleriyle başlayan eserleri seçti.

“Bir kitabın okuyucuyu ilk cümleden itibaren etkilemesi gibisi yoktur. Okuyucunun okuduğu ilk cümle, kitabın giriş cümlesi, o kitabın satmasını, kapanış cümlesi ise yazarın daha fazla okuyucu kazanmasını sağlar derler,” diyen sitenin “En iyi 100 giriş cümlesi” listesi aşağıda.. 1.

J.D. Salinger Çavdar Tarlasında Çocuklar
"Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce, ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum."
2.
Leo Tolstoy Anna Karenina
"Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir."
3.
Jane Austen Aşk ve Gurur
"Parası pulu olan her bekar erkeğin kendine bir yaşam arkadaşı seçmesinin kaçınılmaz olduğu, herkesçe benimsenen bir gerçektir."
"Dunyaca kabul edilmis bir gercektir, hali vakti yerinde olan her bekar erkegin mutlaka bir ese ihtiyaci vardir." (Hamdi Koç çevirisiyle)
4.
Charles Dickens İki Şehrin Hikayesi
"Akıl çağıydı, budalalık çağıydı da. İnanç çağıydı aynı zamanda inkar çağıydı da. Bir taraftan aydınlık bir taraftan karanlık mevsim yaşanıyordu. Umudun baharıydı, yeisin kışı. Her şeyimiz vardı ama hiç bir şeyimiz yoktu. Hepimiz doğruca cennete gidiyorduk ama hepimiz cehenneme de gidiyorduk."
5.
Virginia Woolf Bayan Dalloway

6.
Anne Tyler Back When We Were Grownups (Yetişkin Olduğumuz Zamanlar)

7.
F.Scott-Fitzgerald Muhteşem Gatsby
"Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma: "Ne zaman," demişti, "birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!"

8.
Sylvia Plath Sırça Fanus
"Garip, boğucu bir yazdı."

9.
Herman Melville Beyaz Balina
"Ishmael deyin bana. Birkaç yıl önce -kaç yıl önce olduğu önemli değil paramın azaldığı ya da hiç kalmadığı bir sırada-, karada da beni ayrıca bağlayan bir şey olmadığı için, bir engine açılayım, bu dünyanın denizlerini şöyle bir göreyim dedim. Ben böyleyimdir; böyle bulurum sıkıntıdan kurtulmanın, uyuşan kanıma hız vermenin yolunu."

10.
Douglas Adams Otostopçunun Galaksi Rehberi
"Galaksinin Batı Sarmal Kolu'nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşede, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır. Bu güneşin yörüngesinde, kabaca yüz kırksekiz milyon kilometre uzağında, tamamıyla önemsiz ve mavi-yeşil renkli, küçük bir gezegen döner. Gezegenin maymun soyundan gelen canlıları öyle ilkeldir ki dijital kol saatinin hâlâ çok etkileyici bir buluş olduğunu düşünürler."

11.
Franz Kafka Dönüşüm
"Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."

12.
J.K. Rowling Harry Potter ve Felsefe Taşı

13.
Mark Haddon Süper İyi Günler

14.
Audrey Niffenegger Zaman Yolcusunun Karısı

15.
John Ronald Reuel Tolkien Yüzüklerin Efendisi : Yüzük Kardeşliği
"Çıkın Çıkmazı'ndan Bay Bilbo Baggins kısa bir süre sonra yüz on birinci yaş gününü debdebeli bir davet ile kutlayacağını ilan ettiğinde Hobbitköy'de büyük bir heyecan yaşanmış ve söylentiler alıp yürümüştü." 

16.
Hunter S. Thompson Las Vegas’ta Korku ve Nefret

17.
Alice Walker The Color Purple (Renklerden Mor)

18.
Zora Neale Hurston Tanrıya Bakıyorlardı

19.
Helen Fielding Bridget Jones'un Günlüğü

20.
Virginia Woolf Kendine Ait Bir Oda
"Ama biz senden kadinlar ve kurmaca yazin konusunda konusmani istemistik, bunun insanin kendine ait bir odasi olmasiyla ne ilgisi var diyebilirsiniz. Aciklamaya calisacagim...."

LAN..


Dostoyevski epilepsi hastası, homofbik ve iflah olmaz bir kumarbazdı. Oğuz Atay sevdiği kadına yakın olabilmek uğruna karısından boşanıp sevdiği kadının kocasıyla arkadaş oldu evlerine daha sık gidebilmek için. Salinger yaklaşık kırk yıl evinden dışarı adım atmadı, tek bir kare bile fotoğrafı çekilemedi. Yusuf Atılgan Türk Edebiyatının kilometre taşları sayılabilecek iki büyük eseri yazdıktan sonra (Anayurt Oteli ve Aylak Adam) insanlara küstü, bir köye yerleşip otuz yıla yakın neredeyse tek bir satır bile yazmadan çiftçilik yaptı. Althusser elli yıldır birlikte olduğu ve taparcasına sevdiği karısı Helen’i bir sabah yanıbaşında uyurken elleriyle boğdu, bu boktan hayata daha fazla katlanmasına seyirci kalmaması için. Stephan Zweig'de tıpkı Althusser gibi yaptı, tek farkla, o tabanca kullandı karısı ve kendisi için. İnsan ırkına duyduğu güvensizlik Walter Benjamin'i Fransa sınırında kendi kafasına sıkmaya zorladı. Hemingway yalancının tekiydi, Jean Genet gasptan tecavüze kadar bulaşmadık suç bırakmadı ve ömrünün yarısını hapiste geçirdi. Kierkegaard çok sevdiği nişanlısı Regine Olsen'i terk etti, çok sevdiği için. Ömrü boyunca hep acı çekti bu yüzden ama soranlara da yaptığının doğru olduğunu söyleyip durdu. O kadar çok seviyordu ki Regine'i ve o kadar nefret ediyordu ki kendisinden, evlenip onun kendisine “maruz kalmasına" izin veremezdi!..

En sevdiğim yazarlardan bir kaçının kısa yaşam öykülerini anlatmaya çalıştım.

22 Kasım 2013 Cuma

Hiç yalnız hissetmedim kendimi...

Hiç yalnız hissetmedim kendimi.

Bir odada tek başıma kaldım, intiharın eşiğinde. Kendimi çok kötü hissettiğim oldu, ama hiçbir zaman birinin odaya girip kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacağını düşünmedim? ya da birkaç kişinin.

Başka bir deyişle, yalnızlık beni hiçbir zaman rahatsız etmemiştir, çünkü yalnız kalmaya doyamam.

Ben kendimi insan dolu bir odada ya da tezahürat yapan seyircilerle dolu bir tribünde en yalnız hissederim.

Ibsen’den bir alıntı yapacağım: “En güçlü insanlar genellikle yalnızdır.” Hiçbir zaman içimden, “şuh bir sarışın içeri girince kendimi daha iyi hissedeceğim,” diye geçirmedim. Hayır, onun hiçbir yararı olmaz. İnsanları bilirsin, “Hey, Cuma akşamı, ne yapacağız? Burda kös kös oturacak mıyız?” Evet, kesinlikle. Çünkü yok dışarıda bir şey.Aptallık sadece.

Aptal insanlarla fingirdeyen aptal insanlar. Geceye koşa koşa çıkmak gibi bir ihtiyaç içinde olmadım hiçbir zaman. Barlarda gizlendim, çünkü fabrikalarda gizlenmek istemiyordum. Hepsi bu. Milyonlarca insan adına özür dilerim, ama ben kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmedim. Kendimden hoşnutum.

Bildiğim en iyi eğlence kendimim. Biraz daha şarap içelim!

21 Kasım 2013 Perşembe

"nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça.."


“Hiçbir şey orijinal değildir. Hayalgücünüzü gazlayan, sizi ilhamla titreştiren her yerden çalın. Eski filmlerden, yeni filmlerden, müzikten, kitaplardan, resimlerden, fotoğraflardan, şiirlerden, rüyalardan, rastgele sohbetlerden, mimariden, köprülerden, tabelalardan, ağaçlardan, bulutlardan, sulak havzalardan, ışık ve gölgelerden beslenin. Sadece ve sadece ruhunuza seslenen şeyleri malzeme alın.

Bunu yaparsanız işiniz (ve hırsızlığınız) özgün olur. Özgünlük paha biçilmez, orijinallik safsatadır. Bunları yaptıktan sonra da hırsızlığınızı saklamakla uğraşmayın, tam tersine değerini bilin. 

Jean-Luc Godard’ın “Nerden aldığınız değil, nereye götürdüğünüz önemlidir.” sözünü hep aklınızda tutun.” 

19 Kasım 2013 Salı

dinle ve geç.. (!)

ey ayrılığı andıran yakınlık
ey susuş… ince ve derin hasret
bana benziyorsun…

-Acaba yazmak intiharı mıdır duyguların?



Kurt Cobain: “Ben çok ümitsizim! Artık eski tutkum yok, ve şunu hatırla, sönüp gitmektense yanmak daha iyidir.”

Hunter Thompson “Artık bana ihtiyaç yok. Sıkıcıyım ve huysuzum.Yaşımın olgunluğunda davranacağım.Bu acıtmayacak.”

Heinrich Von Kleist: “Yeryüzünde artık öğrenip edineceğim hiçbir şey kalmadığı için ölüyorum. Elveda!”

Romain Gary: “Çok eğlendim, hoşçakalın ve teşekkürler!”

Virginia Woolf: “Yaşamak neden böyle içler acısı, neden bir uçurumun yanıbaşından geçen daracık bir yol gibi”

İlhami Çiçek: “Yalnız hüznü vardır, kalbi olanın.”

Nilgün Marmara “Hayatın neresinden dönülse kardır.”

Kaan İnce :" Yeneceğim ölümü ve adımı sonsuzluğa yazdıracağım. Bak buradayım işte korkmuyorum intihar …! Sana geliyorum."

Özge Dirik : "...gömdüler beni,  öldürdükleri gibi  özenle."

Vladimir MAYAKOVSKI "Ve sizler mutlu olun yeter. "


 Omuzlarımdan ölülerim sarkıyor. 

Tanrım, öğret bana, hiç gelmeyecek bir tren nasıl beklenir_?_






Bir müddet sustuk…


Bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret falan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor… Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu beynimden geçen şeyleri teker teker uzun uzun anlatacak birini. O zaman ne kadar hazin bir hal aldığımı tasavvur edemezsiniz. Kış günü sokağa atılmış üç günlük bir kedi yavrusu gibi kendimi zavallı hissediyorum. Odamdaki duvarlar birdenbire büyüyüveriyor. Pencerelerin dışındaki şehir ve hayat bir anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli ve geniş oluyor… Zannediyorum ki, tasavvuru bile baş döndüren bir süratle hiç durmadan koşup giden bu hayat ve bir avuç toprağın bile doğru dürüst esrarına varamadığımız bu karmaşık dünya beni bir buğday tanesi, bir karınca gibi ezip geçiverecek… Böyle acz içindeyken odamda her şey bana küçüklüğümü ve zavallılığımı haykırıyor. Sokağa fırlıyorum. Bir tek çehre görsem de yanında yürüsem, hiç ses çıkarmadan yürüsem diyorum. Halbuki ara sıra karşılaştığım ahbapları görmemezliğe geliyorum. Hiçbiri bana bu anda yardıma çağrılacak kadar yakın görünmüyor.

Bilmem beni anlıyor musunuz?

Sıcak Kış


Saçlarını gittikçe kısalttığın günlerde
Sen söylemiştin bu sözleri unutmadım
-Her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa

Bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde
Kalıcı olan hiçbir şey yok diyordun
An’lar var yalnız ömrü karşılayan
Şimdi sımsıcak bir kar yağıyor yine
Yüreğimin üstüne yağıyor hiç durmadan
Ellerin nasıl da üşüyor, bozacının
Karlı sesi doluyorken odamıza
Hava gittikçe kirleniyor bu kentte
Ve aralıksız kar yağıyor kar yağıyor

Kar ayrılık hüznüdür ve ne çok
Ayrılıklar yaşandı şu son birkaç yılda
Yurdundan ayrılanları düşünüyorum ve birisi
Özledim diyor, ülkemin kar kokusunu da özledim

Hiçbir an’ını tanımlamaya kalkmadan
Kısacık ömürler biçiyoruz kendimize
Sonra yolculuklara çıkıyoruz, bir kentten
Ötekine giderken özlüyoruz bir başkasını

Özlediğimiz birileri olmalı diyordun
Yanındayken bile özlediğimiz birileri
Öyleyse kalkıp Ati’ye gitmelisin, İstanbul’a
Belki hâlâ saklıyordur bir gülü kimbilir

Yaşandı mı o sıcak kış, yaşlandık mı
Aynalara bakmaya vakit bulamadık
Dönüp dönüp birbirimize bakmalardan
Yaşandı mı o sımsıcak kış, ne dersin?

17 Kasım 2013 Pazar

Ağrı



bütün allar bir gün solarmış
ben bunu geç anladım
yağmur meğer tanrının zulmüymüş istanbul.
ağrı neydi, neremdeydi, neresiydi ağrı
kim bana kalbimin menzilini soracaksa sorsun artık
ağrıdurmadanağrıdurmadanağrıdurmadan
ağrı benim durmadan doruğuna tırmandığım
meğer yüksek bir dağmış.

üstümü ara
cebimdeki şiiri usulca kaydırayım senden tarafa
ellerimi de kaldırdım bak
hazırım tutkumu tutukla.
şiirsizim
bu şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun istanbul

ben bu şiiri kusarak yazdım.