"Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!
"

5 Kasım 2015 Perşembe

YAŞ DEĞİŞTİRME TÖRENİNE YETİŞEN ÖYLE BİR ŞİİR


Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarken ki ağlayan yüzünle
Ve yarışırsa ancak Monet’in
Kadınlarına yaraşan giysilerinle
Gördüm de
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

25 Eylül 2015 Cuma

Azizim..."canım yine sıkıntı sınırı"

Cemal Süreya, Nilgün Marmara'nın ölümü üzerine.

Nilgün ölmüş. Beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış. Ece Ayhan söyledi. Çok değişik bir insandı Zelda. Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. Yüzü alarır bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. Çok da gençti. Sanırım otuzuna değmemişti daha. Ece ile gergedan için yaptığımız aylık söyleşide ondan söyle söz ettim: bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. Dönüp baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün’ün yüzünde. O zamanlar görememişim. Bugün ortaya çıkıyor.







CANIM SIKINTI SINIRI

Aydınlıkta köhneliği belirginleşen ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum. Öylesine 
bağsız ve yeğniyim ki bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum. 
Sanki varoluş beni cezalandırmak ister gibi; yoğunluğundan bana düşen payını benden geri 
alarak bu yoğunluğa, olur olmadık herkese ve her şeye fazlasıyla katlayarak sunuyor.
Ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım
yok. Hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben. Yere göğe
zamana denize kayalara ve kuşlara da dokunan aynı tanrı değil mi? Bu kutla tanrının
yönetkenliğinde, olmayan ellerimle bir yok-tanrı'yı tutuyor ve ölçüyorum yokluğun ağırlığını.
Kefe'lerinden birine onun oylumu pekâlâ sığıyor, diğerine duygular, duyumlar ve düşünceler
yığılıyor, işte yetkin eşitlik...her gün her gece bu eşitliğin bilgisiyle geçiyor. Bir eskiciden
satın alınmış bu teraziyi birgün başka bir eskiciye vereceğim, o gün, tozanlarım her bir yana
dağılıp toprağın suyun ölümsüzlüğüne eklemlenecekler ve ben özgürleşeceğim.

Nilgün MARMARA

5 Mayıs 2015 Salı

Yazmak!


-Biri ücret teklif edene kadar ücretsiz yaz; kimse 3 yıl içerisinde bir teklifle gelmezse, aslında odun kesmek için yaratılmışsın-dır. Mark Twain

-Bir birey ile başlarsan bir tip yarattığını görürsün, bir tip ile başlarsan hiçbir şey yaratamadığını. F. Scott Fitzgerald

-Dışarıya çıkmak için basur muşçasına acıtmadığı sürece roman yazmayın. Charles Bukowski

-İçinize deneyim çekip dışarıya şiir verin. Muriel Rukeyser

-Kısa hikâye dediğimiz sadece tek bir ruh haline sahip olmalı ve her cümle hikâyeyi bu ruh haline göre yapılandırmalı. Edgar Ellen Poe

-Gece yarısı yazmak için uykunuzdan uyandıran hiçbir şeyi değiştirmenize gerek yoktur. Saul Bellow

-Olgunlaşmamış şairler taklit eder, olgun olanlar çalar. T.S. Eliot

-Kurgu yalandır, iyi kurgu yalanın içinde gizli gerçektir. Stephen King

-İyi kurgu gerçek olandan türer ve gerçeklik zor bulunur. Alp Ellisin

-Kurgunun sorunu inandırıcı olmak zorunda olmasıdır. Bu kurgusal olmayan düz yazılar için geçerli değildir. Tom Wolfe

-Araştırma süreci olmadan iyi yazamazsın. George Higgins

En popüler mezar taşı yazıları..


Virginia Woolf
Kendimi sana doğru savuracağım, yenilmeksizin ve boyun eğmeden, ey ölüm! (Dalgalar adlı kitabından)

Sylvia Plath
Harlı alevlerin ortasında bile altın nilüfer yetiştirilebilir.

John Keats İsmi suya yazılmış olan burada yatıyor.

F. Scott Fitzgerald ve Zelda Sayre Fitzgerald
Şimdi sefer etmekteyiz, biz o akıntıya karşı giden tekneler…durmadan geriye, geçmişe çarpılıp atılsak da ne gam… (Muhteşem Gatsby)

Robert Frost
Aşık kavgasına tutuştum dünyayla

Dorothy Parker
Toz yüzünden özür dilerim.
(Parker’in vücudu öldükten sonra yakıldı, onun seçtiği bu yazı mezar taşı yazısına eklendi.)

Oscar Wilde
Öldü işte ama her şey bitmedi / Kırık ölü çömleğini merhametin / Başkasının gözyaşı dolduracak; / Akıp gidecek yaşamın ırmağı /Tüm lanetli, sıradışı insanlar / Onun ebedî yasını tutacak.
(Wilde’ın “Reading Hapishanesi’nin Baladı” adlı şiirinden alıntı.)

William Shakespeare
Bu mezarı koruyanı Tanrı korusun, kemiklerimi yerinden oynatanı lanetlesin!

HG. Wells
Kahrolasıcalar! Size bunu söylemiştim!

10 Ocak 2015 Cumartesi

Keman artık sussun..


“Ben böyleyim işte!” dedi. “Ben garip bir kadınım… Benimle
ahbaplık etmek isterseniz birçok şeylere tahammüle mecbur
kalacaksınız … Çok manasız kaprislerim, birbirine uymaz
saatlerim vardır… Hulasa arkadaş olduğum kimseler için pek
müziç ve anlaşılmaz bir mahlukum…“
Sonra kendini bu kadar fenaladığına kızmış gibi keskin, adeta
kaba bir sesle ilave etti:
“Ama keyfiniz isterse… Kimseye ihtiyacım yok … Kimseye
minnettar olmak, kimsenin dostluğunu, lütfunu istemek
niyetinde değilim… İsterseniz…”